Sadece 2 haftadir is aramama ragmen kafayi hafif oynatmaya basladigim, herkesin yatmaya gittigi saatte benim yeni kendime geldigim garip saatler bunlar. Simdi sabaha kadar televizyonla karisik bilgisayar basinda yari portfolyo duzenledigim, yari facebook'ta ne kadar luzumsuz oyun varsa oynadigim saatler... iTunes King Crimson'a gecerken aklimdaki kareyi anlatayim size:
Ankara gecesi. Annemle bir yerden donuyoruz ve yolda kaset cd satan bir dukkana denk geldigimizde annem arabayi durduruyor ve 5 dakikaligina dukkana giriyor. Cikarken elinde kucucuk bir plastik torba, hani su uzerinde kirmizi kurdela baskisi olanlardan, "King Crimson dinle de neden bahsetigimi anla" diyecek. Epitaph albumunu dinlemeye basliyoruz. Annem araba kullanirken eslik ediyor sozlerini eksiksiz bildigi parcalara. Eve gelip arabayi park ettigimizde muzik daha devam ediyor, biz oyle dinliyoruz arabadan cikmadan sanki enstruman akord ediliyor havasina burunmus parcayi. Gidemiyoruz. Ben hayran olmus durumdayim zaten.
Arabadan ciktigimizda sessizlik, Ankara gecesi, kar yagmis, soguk yuzumuze carpiyor; beni bugun hala her durumda uyandirip kendime getiren soguk. Yine her seferinde Ankara cocugu oldugumu hatirlatan alistigim soguk.
"I Talk to the Wind"i dinleyip bunlari hatirliyorum.
Sevgiler...
2 comments:
bok gibi bir yilbasi ertesi haftasindan sonra huzur verdi. anneye saygilar ;) benim de annem yanimda :)
Al benden de o kadar vallaha! Cok sevgiler ikinize de...
Yorum Gönder