Biliyorsunuz son zamanlarda - cok uzun bir zaman olmasa da- evde bir yandan is arayip kalan bolca zamanda da facebook'taki luzumsuz oyunlari oynuyorum kafayi yememek icin. Bugun utanmazca ogleden sonra 4'te uyandim. (Bunda sabah 7'de yatmis olmamin katkisi bol tabi) Arada bol bol uyanmama ragmen, saate bakip "kalkip da ne yapicam" dusuncesiyle geri uyudugum cok oldu.
Artik 30 oldum. Annem hala 29 oldugumda israr etse de 30 oldum. O'na parmak hesabi bile yaptim, inandiramadim. Halimden memnunum. 30 yasina girmeyi dunyanin sonu gibi yasayan insanlari belki anlarim diye bekledim, ama dogumgunum ertesi bile hala anlamis degilim. Acikcasi, bir suredir bunu bekliyordum, saskinlikla karsilamadim yani, "30 olduguma inanamiyorum, ne zaman oldu bu?" diyemem. Geriye baktigimda o kadar cok sey olmus, o kadar tasinmisiz, okullar bitirmisiz, isler degistirmisiz ki, butun bunlar 1 gunde olmuyor tabi. Bir de sanki simdi buyudum ya, daha bir ciddiye alinacagim, daha bir guvenle gidecegim is gorusmelerine falan. Bugun 30'u gecmis arkadaslarim boyle birseyin olmadigini soyluyor. Bir de ben deneyeyim.
Cuma aksami basladik kutlamaya. 20 yasimdan baslayarak her sene icin bir tane icme planiyla evden ciktim, sonra bu yaslarin birkacini birlestirdik kafam tuvalette sonlanmasin diye. Helen ve Morty diye kucuk bir bara gittik. Tel Aviv'in gece 11 gibi iyice cicek acan kisimlarindan birinde, sehrin kuzeyinde Ben Yehuda ve Jabotinsky sokaklarinin kosesinde; 20 yasima Purple Haze adli ne oldugu hakkinda hicbir fikrim olmadigi, fazlasiyla tatli olsa da sebebinden dolayi keyif aldigim bir tur kokteyl icerek actim. 20'lilere artik "dasvidanya" diyecektim yani. Nir'le New York'ta tanistigimizda da, 1 ay ertesinde Bodrum'da evlendigimizde de 20 yasimdaydim. Ardindan Israil'e tasinmam, bunun icin de bir tekila soyledik. 22-23-24 birlesti, Londra'daki seneler icin Martini ictim. 25 Bodrum'a donus ve ardindan Israil'de kibbutza tasinma, bunlari ancak yine tekila paklar dedik.
3'e dogru karin acikmaya baslayinca kendimizi sokaga attik. Tam karsimizda 7 gun 24 saat acik ancak yalnizca kahvalti servisi yapan "Benedict" agzina kadar doluydu, tabiki yer bulamadik. Baska biryere gittik, 26-27-28 de orada bir Martini goturdum. 29 ve 30 ile artik Pazar gunu, esas dogum gunumde ilgilenelim dedik.
Cok ama cok guzel bir aksamdi. Eve donerken taksi soforu cok tatli bir hatundu, ogrenci miymis neymis. Sabahin 4unde bizi eve getirdi.
Bunun oncesinde ben daha oglen "ay canim hic istemiyor cikmak"lara baslamistim. Is ariyorum, sIkIlIyorum falan ya, kendimi iyice cezalandirmaliyim psikolojisi mi bu, ne acayip birseydir. Ama iyi ki cikmisim, hem de evden cikmadan ilk olarak buyuk bir sakarlikla taaaa Avustralya'dan tasidigim bir kremi buyuk bir sakarlikla dusurup, kirip butun banyoyu da krem icinde birakmama ragmen. Ardindan cok sevdigim bir kolyenin daha 2 defa takmis olmama ragmen resmen elimde parcalanmasina ragmen. Son olarak da yine ozenerek aldigim, ilk defa giydigim bir giyim esyasini kendi ellerimle - ama bilincsizce tabi- yirtmisken. Bunlarin hepsi birbiri ardina olursa insan artik "yuh" demez mi ya?
Bu noktada artik ancak kahkalarla gulunebilinir. Yoksa durum vahim.
Dogum gunum kutlu olsun! Hayat guzel :)
Sevgiler...
2 comments:
Bende 30uma girdigim gun (bu 2.5 ay once oluyor) baska bir ulkede yeni bir hayata basladim. Birkac yil oncesine kadar 30 olunca bunalima falan girecegimi sanir yada 30 ya koskoca otuzzzz diye kendi kendime sacma bunalimlar yaratmaya calisirdim :) Simdi bakiyorum ne oldu diye, valla hicbirsey olmadi. Hala universite yillarinda takili kalmis ruh halim devam ediyor. Pehhh artik 45-50 yas orta yas ayricana :)
Aman cok guzel, yalniz degilim demek. Eeee. yeni ulkede, yeni yasinla mutluluklar. Hepiniz iyi gecinin aman ha! :)
Yorum Gönder