Çarşamba, Aralık 23, 2009

Örgenik ve Ekölöjik

Kis rutinimin aksine, Turkiye'den dondugumden beri Nir'le beraber ayaga dikiliyorum sabahlari erkenden. 5 civari diyelim. Cok da memnunum o vampir psikolojisinden cikmis olmaktan. Bugun de oyle. Erkenden ayaktayim. Dun aksam Nir'in isine Noel partisine gidildi. Bayagi da kalabalikti. Nasil gruplasmislar ama! Kafe calisanlari bir tarafta, mutfak obur tarafta, firin baska bir yerde. Herkesi yemek bulusturuyor yine tabi. Pazartesi mutfaktan biri kolunu cok fena yakmis sicak yag ile. Nir'in izin gunleri iptal oluyor. Ufff. Neyse. Cocuk iyi ya. Ama once yanigi ejderha dovmesi zanettim. Uzaktan oyle. Sazanim ya.

Son 1 saatinde Nir'in et urunlerini aldigi kasap/ciftci adamla bayagi konustuk. (Adini hatirlayabilsem!) Organik uretiyor herseyi. Kucuk bir satoyu andiran bir ciftligi, goz alabildigince kirsal alani, bir suru inegi, sebzesi, meyvesi falan var. "Ben aslinda insaatciyim" dedi. Universitenin ilk yilindan sonra Melbourne'dan ayrilmis, Londra'ya gitmis. Okulu bitirmis calismis, Amerika'ya gitmis. "Bayagi da kivirmistim artik kariyerimin cok iyi bir noktasinda cok onemli insanlarla is yaparken babam hastalandi" dedi, ve ailenin tek erkek cocugu olarak geri donmus. (Demek ki ailenin tek erkek cocugu olma kavrami bunlarda da var) Babasi hala hayatta, bayagi da zaman olmus anladigim kadariyla, ama bizimki ciftlige geleli donememis bir daha insaata. Ciftlikte kalmis. Sonralari tamamiyla organik tarima gecilmis. Bu gecis surecinin uzun oldugunu, oyle zirt diye kimyasal urun ve hormon kullanmayip, hayvanlarin serbest dolasmasina izin vermekten ibaret olmadigini anlatti. "En basta, butun solucanlar topragin neredeyse 6-7 metre altindaydi. Senelerdir kullanilan tarim ilaclarindan boyle kacip korunuyorlar. Onlarin yuzeye cikmasini bekledik. Bu, onceden kullanilan kimsayallardan tamamen arindigini gosteriyor. Tabi baska testler de yapiliyor topraga" dedi.

Gecen hafta Sydney'den arkadaslarimiz geldi, biz de gunubirlik Melbourne'a 1 saat mesafedeki Yara vadisine gittik. Istemediginiz kadar uzum bagi, sarap mahzenleri falan, anladiniz vaziyeti. Bu baglarin 1/3u herhalde otoyolun kenarindaydi, motor dumani icinde buyuyen uzumden ne hayir gelir gerci, onlara ugramadik zaten. Her neyse, ordan oraya gittik ve en son ugradigimizda -tabiki bagin adini katiyen hatirlamiyorum- guzel olmasina cok guzel ama nasil kara sinek var anlatamam, serseme donduk ordu gibi uzerimize hucum eden sineklerle bogustukca. Uzaktan da kendi kendine kavga eden deliler gibi gozukuyorduk herhalde. Biraz garip gelmisti bu durum hepimize, sebebini ogrendim noel partisinde.

Adini gururla(!) unuttugum adamin dedigine gore, sinek bocek takimi hep var ve dengeli vaziyette yasayip gittikleri surece biz bu sinek bocek takiminin varligini her zaman hissetmeyebiliriz. Ancak bitkiler yeterli beslenmediginde, yani toprak artik kimyasallarla karisa karisa zenginligini kaybettiginde, insanlarin duyamayacagi bir ses yayarak bu sinek bocek takimini cagirirlar. Bunlar da vizir vizir dolanir, ordan oraya konar, olur topraga karisir ve cesitli sekillerde bitkilerin eksik kalan ihtiyaclarini giderirler.

Burdan annemin birkac sene onceki Dominika gezisinden donuste hayranlikla anlatigi birseyi hatirladim. Adada oyle dengeli bir ekolojik hayat varmis ki; sivrisinekler olmasina ragmen katiyen hissetmiyormussun varliklarini. Yarasalar ve orumcekler hallediyormus hepsini zaten. Orumcekleri de yarasalar hallediyormus galiba. Yarasalar da zati kimseye baska dokunmuyormus, adaca mutlu mesut yasiyorlarmis.

Demek ki vardi bir gariplik bizim gidip sineklerden kafayi yedigimiz bagda."Bu ulkenin topraklarinda cok tarim ilaci kullanildi. Daha yeni anliyoruz bunun zararini" dedi ciftci/kasap ahpabim.

Birkac sarap icildi o aksam partide, duyduklarim biraz karismis olabilir birbirine. Organik ve ekolojik yasamaya artik hakikaten dikkat etsem de, boyle bilgiler hala yeni. Yazdiklarimla ilgili bilenler duzeltme veya bilgilendirme yapmak isterlerse cok sevinirim.

Saglikla kalin!

0 comments: