Çarşamba, Şubat 11, 2009

Marié - The Fashion Crazed Spider



Bunlar da degisik degisik mi acaba bizim gibi... Herhalde.

Pazar, Şubat 08, 2009

Mor Gabriel Manastiri Kavgasi

Birkac gun once e-mail geldi bu haber. Paylasmadan edemedim...



Merhaba...

Türkiye'de sayıları 2.000 Civarında kalan Süryani yurttaşların en önemli ibadet merkezlerinden birisi olan Mor Gabriel manastırı tehlike altında... Bir takım kışkırtmalarla manastır arazisinin kendilerine ait olduğunu iddia eden bir takım kişiler manastır üzerinde hak iddia etmeye başladılar. Lütfen, coğrafyamızın en güzel renklerinden birinin daha soldurulma çabalarına karşı hep birlikte karşı duralım. Aşağıda yer alan açıklamayı tüm üye grup ve kişilere yollayalım, başlatılan imza kampanyasına katılalım...

" 1 daha eksilmeyelim ! "

http://www.morgabrieledokunma.com/

MARDİN-MİDYAT' DA 1600 yıllık MOR GABRİEL MANASTIRI çevresinde yer alan bir kısım köylerin muhtarları, yörede halkları birbirine düşürmek amacıyla kollarını sıvayan güçlerce teşvik edilerek( hakları olmamasına rağmen korucular), manastırın öteden beri bütün yöre halkınca kendisine ait olduğu bilinen arazileri üzerine, Süryanilerin arazi ve taşınmazlarına el koyarak Süryaniler arasında yeni filizlenen geri dönüşlere gözdağı vermek amacıyla, hak iddia etmektedirler. Bu yöredeki bazı muhtarlar yapılan kışkırtmalarla, manastırın üzerinde fiziki olarak kurulu olduğu arazide bile hak iddia etmeye başladılar. Açıktır ki, böylesi bir amaç artık doğrudan manastırın varlığını tehdit etmeye yöneliktir. Manastır şu anda altı ayrı davayla, ayrı ayrı uğraşmaktadır.

MOR GABRİEL MANASTIRI Süryani tarihinin bir mirasıdır bizlere. Kaç bin yıldır nice acılarla beraber kardeşçe yaşama da tanık olmuştur. Mezopotamya topraklarından yüzyıllardır kan fışkırıyor, acılar, yok oluşlar, zulümlerle sulanan bu topraklarda artık BARIŞ ÇİÇEKLERİ yetişmeli. Süryaniler işgalci değildir. Anavatanlarında korkusuzca ve de insanca yaşayabilmelidirler. Dini inançları ne olursa olsun kadim topraklarda bu rengin yok olmaması için hep birlikte İZMİR BARIŞ MECLİSİ olarak İZMİR den Mezopotamya' ya doğru bir imza kampanyası başlattık Desteklerinizi bekliyoruz.

Pazartesi, Şubat 02, 2009

Orumcegin Korkusu



Pino'yu dinledim...

Cuma, Ocak 30, 2009

The Visitor

Pekala... Yazmiyorum dedikce konu cikiyor. Buna da karsi gelemem artik. Ancak biraz once olanlari anlatmam icin once biraz background bilgisi vermem lazim. (Ne diyeyim yani, arkaplan bilgisi mi? Biliyorum biliyorum, Turkce'yi katlediyorum bazen)

Biz yeni yil gecesi ev tasidik. Ayni mahallenin Guney tarafinda. 3 katli bir evin catikatinda (ki catikati dedigim bi onceki evimizin butun esyalari sigdi gayet rahat, oyle bir catikati, yoksa Pollyanna'nin uvey annesinin kizi kapattigi catikati degil) Bir sureligine. Bir arkadasimiz burs alip New York'a gitti 3 ayligina, ya tasinacakti ya da kisa sureli kiralayacakti. Bize de uydu. Simdi dunya tatlisi 2 ev arkadasimiz var. (Bugunden sonra daha da dunya tatlilari)

Ben giris katindayim, biraz yemek yaptim kendime, bir DVD koydum izliyorum, evde de benden baska kimse yok. Charli var bir de. Charli evin kedisi. Ben onumdekini yiyorum, uzatmisim ayaklarimi Garden State'i izliyorum. Bir sesler duydum. bakindim etrafima cekirge girmis. Baktim baska bir tane daha. Disarisi acayip ruzgarli, herhalde kaciyorlar. Belki firtina geliyor, ben bilmem. Cekirge ile sorunum yok da aklima tabiki buranin meshur kocaman kalp krizi gecirten orumcekleri geldi. Dedim simdi bunlar da gelir. Hemen bahce kapisini kapattim, tam arkami donerken duvarda insana masallah dedirtecek bir orumcek. Huntsman to be specific. Korkunc gozuken ama zararsiz tipler bunlar. Kaldim tabi. Katiyen kipirdayamiyorum. Charli'ye seslendim hemen, O hallediyor bunlari. Charli yok ortada. Ben orumcege, orumcek bana bakiyor. Kipirdamiyoruz. Benim elimde tahta kasik, kendimi oyle savunucam(!) ziplarsa cunku zipliyor bunlar. Bekle anam bekle, nereye kadar? Gece eve kimse gelmeyebilir, Nir Avustralya'da degil, ben butun gece orumcekle goz goze mi kalicam? Charli, Charli...! Yok... Tuvalete gitmem gerek, kipirdayamiyorum. Yaklasik 1 saat sonra bir gelisme, kipirdamaya basladim. Polis usulu arkamdaki duvara yapisa yapisa ust kata tuvalete... Neyse onu hallettik en azindan. Sonra geri indim. Neden? Cunku orumcegi kaybedemem. Kaybedersem aklimi da kaybederim. Film biterken neyse, bizimkiler geldi. Kapida anahtar duyar duymaz "There's a Huntsman!" diye bagirdim. Ama efendim bunlar alisik. Aldigim cevap "oh, cool" oldu. Aman oldurme dediler. Sonra elimdeki tahta kasiga bakip bir gulduler. Yaklasip incelediler orumcegi. Ben de anladim, abartmisim biraz. Goruntusunden tabi. Buralarda buyumedik ki biz! Bu cussede orumcek kucukken hep vardi yazlikta ama bizim ev halki cogunlukla orumcekten korkan hatun grubundan olusurdu. Ben de ordan ogrendim ki boyle bir orumcek varsa katiyen gozlerini ayirmazsin, cunku kaybolursa evde; o ev ancak satilir. Kuzenim hallederdi bunlari. Kuzenim evde yoksa O gelene kadar beklenir. Herneyse, uzerine bardak kapatip, bardagin altina kagit sIkIstIrIp attilar geri bahceye bunu bizimkiler...Gayet basit. Kendimi sisi hissettim.

Film bitmis, bir sigara ictim ki icmiyorum bu gunlerde, ihlamur yapip geldim yukariya ve yaziyorum iste...Buraya resim koymak istemedim, bakabilen var bakamayan var. Bir Google edin eger cok merak ediyorsaniz. Huntsman yazin hemen cikar.

Charli simdi geldi. Bakin bir daha yanimdan ayiriyor muyum Charli'yi geceleri evde. Bunlarin sezonu Ocak-Mart arasi. Zavalli Charli. Hayvanda ozgurluk kalmayacak valla bir sure.

Yok yok... Benim bunun ustesinden gelmem lazim.

Hadi iyi geceler o halde.

Ben Bilmem...

Ben yazamaz oldum. Hani soruyorsunuz ya "Suuuuu nerdesin" diye, iste boyle bir durumdayim. Yani isteyip de yazamamak degil de, bayagi bayagi yazmayi istememek. Kac defadir bloga girip yeni post attiricam, hemen baska pencerelere gidiyor aklim. Bu boyle bir donem diye dusunuyorum. Veya araya giren binbir tane isi suclayayim. 3 sene boyunca okulu sucladim herseye, simdi o bitti baska seyler geldi yerine. Burda oturmus gecenin 2 bucugunda yarin yapilacak seylerin listesini yapmisim, ki listeci degilimdir. Birseyler oluyor. Veya daha dogrusu birseyler olmuyor diyelim. Yazi da bunlardan biri. Gidip bizim kedi gibi kivrilip uyumali artik. Yataga yatip tavandaki pencereden yildizlara bakmali ama ne kadar sicak olursa olsun acmamali cami kocaman kocaman orumcekler girer diye gereksiz korkudan. Yalniz kalmaya firsatim oldu bu aralar. Gunler geceler yalniz gecebiliyormus. uzundur kendi sesimi dinlememisim. Dinliyorum kendi sesimi, zorlama kendini diyor. yazmak istemiyorsan zorlama. Bakin nasil kacarcasina bitiricem bu postu. Kicima bir tekme atin lutfen...

Çarşamba, Aralık 24, 2008

Merry Christmas, Happy Hanukkah and a Great Kwanzaa!



Ne kutladigimiz onemli degil, beraber ve ozgurce kutlayabildigimiz surece :)

Cuma, Mayıs 02, 2008

Excuse Me for not Having a Mustache

Birgun Brezilyali, bir gun Cek, baska bir gun Hollandali oluyorum. calistigim kafeye gelen insanlar hep soruyorlar; "where's your accent from?" hmmm diyorum, dusunuyorum, sorsam "do you have an hour? i'll tell you all about it..."

{aslinda boyle sik tekrarlayan durumlarda herkes bir strateji gelistirmez mi? Konusma; sorana yenidir de, cevaplayan kendini zaten bu durumda 1000 kere buldugu icin bilir ne sorularin gelecegini veya konusmayi kisaltmak icin eksik birakacagi taraflari}

Eger kafenin dolu oldugu bir zamansa, herkes kosturuyor ve benim kisa kestirmem gerekiyorsa gulumseyip "I'm Turkish" derim. Bundan sonra gelen unlemle karisik soru cumlesi aksandan kopar da gorunuse gider. Ve bu tepki hep gelir. Bu tepkide saklanmasi gerekli gorulmeyen saskinlik ile daha fazla bilgi isteyen soru entonasyonu vardir. Bir sekilde tatmin olmaz soruyu soran.

"But you don't look Turkish!?"

En baslarda aciklayacak gucum vardi da anlatirdim da anlatirdim gocleri de kokenleri de aslinda Turklerin de ne kadar birbirinden farkli olabilecegini falan filan. Zamanla bozuk plak gibi hissettim kendimi. Bu yuzden mesgulsem gulumser giderim falan.

Eger aksamustu fazla insanin olmadigi, saatin yavas ilerledigi ara gelisirse bu konusma daha uzar ve baba tarafimin Iskoc kokenli oldugunu soylerim. Bu cevap hep bir gulumseme yaratir soruyu soranda cunku supheli birsey kalmamistir artik. Iskoc tarafina cekmisim de o yuzden boyle olmusum. Bazen her Turk'un biyikli oldugu sakasina inananlar herhalde vardir diye dusunuyorum. Gercek soyle ki; herkesin baba tarafina cektigini sandigi kasim gozum aslinda anne tarafindan gelir. Bunu soylerim, Turkiye'de suyun ote yanindan bir suru bir suru insan var diye aciklamalara girerim. Benim annemin ailesi biraz Hersek biraz da Makedon. Aslinda onlara benzerim dedigimde sasirma ifadesi gelir yine bir yerlesir karsi tarafin suratina. Ama Avustralyalilar, ayiptir ya baskasinin hayatini kurcalamak, daha soru sormazlar. Halbuki oturtmus kafasina kara kasli kara gozlu bir millet tornadan cikmis gibi. Bilmez ki nasil renger rengeriz, karasi da bulunur sarisi da.

publish post?

e iyi bari

Pazartesi, Nisan 28, 2008

Death Under Mysterious Circumstances

Bugun boyle birsey vardi cok garip bir o kadar da subuk bir filmde. "Death Under Mysterious Circumstances" Nedir yani, mesela morglarda falan kisaltiliyor mu acaba. D.U.M.C oluyor mu mesela

-Valla Cengiz abi bu oldukca gizemli gozukuyor. hay allah, otopsi raporunu istiyorlar ama..
-DUMC yaz gitsin iste yaw, bunlarla mi ugrasacam kus kadar maasla..